• "Çocukların, nasihatten çok iyi örneğe ihtiyaçları vardır."

  • "Çocuğa verilebilecek en güzel şey zamandır."

  • "Çocukta ruh ve beden eğitimi ve gelişimi beraber yürütülmelidir. " (İbni Sina)

  • "Anneler dua ettiklerinde çocuklarının çevresindeki zırhı görselerdi, duayı hiç bırakmazlardı" Hz.Muhammed

Copyright 2021 - Çocuk Eğitimi

Ahlak Gelişimi Nedir Tanımı ve Önemi

Ahlak GelişimiAhlak gelişimi; bireyin toplumun değer yargılarını benimseyerek içinde bulunduğu çevreye uyum sağlamasını ve kendi ilke ile değer yargılarını oluşturmasını amaçlayan bir süreç olarak tanımlanır. Bireyin doğuştan getirdiği gizli güçlerin etkisi ile toplumda var olan iyi-kötü ya da doğru-yanlış kavramlarının inanç, huy, tutum, alışkanlık, âdet, gelenek, görenek gibi manevi değerleri oluşturan değerlerin tümüdür.

Ahlak gelişiminin birincil hedefi, bireyin evrensel ilkeler, doğru-yanlış, hak ve adalet kavramları doğrultusunda kendi doğrularını ve ilkelerini geliştirmesidir. Çevreden gelen tepkilerle belirlenen davranışlara ilişkin izlenim ve bilgiler ahlaki davranışlara ve ahlak kurallarına temel olur. İnsanlar, ahlak kurallarını bilmesine karşın bu kurallara uymakta güçlük çeker. Bu nedenle çocukların ahlak gelişiminde dikkat edilecek en önemli nokta; küçük yaştan başlayarak ahlak kurallarına inanmalarını, bunlara karşı olumlu bir tavır geliştirmelerini ve bunları uygulama alışkanlığını kazanmalarını sağlamaktır. Her toplumun kendine özgü ahlak kuralları vardır. Her birey, küçük yaştan başlayarak içinde büyüdüğü toplumun ahlak kurallarına göre iyi ve doğru sayılan davranışları yapmayı öğrenir.

ÖĞRENME FAALİYETİ AMAÇ ARAŞTIRMA

Çocuk ahlak kurallarını, öncelikle anne, baba ve yakın çevresiyle olan ilişkilerinden öğrenir. Çocuğa iyi davranışın neden iyi, kötü davranışın da neden kötü olduğu açıklanmalıdır. Çocuk büyüdükçe diğer bireylerin duygularını ve toplum kurallarını anlama yeteneğini geliştirir. Toplum farkı olmadan, tüm dünyanın kabul ettiği ortak ahlak kuralları, evrensel değerlerdir. Yani din, ırk, ülke farkı tanımazlar. Sevgi, yardımlaşma, doğruluk, dürüstlük, insan severlik, acıma gibi duygular ve davranışlar her toplumda geçerli olan evrensel değerlerdir. Her bireyin, kendi toplumunun kurallarına ve evrensel değerlere uygun yetiştirilmesi gerekir.

Ahlak gelişiminin en üst düzeyi ise kendi toplum kurallarına ve evrensel değerlere uygun, ancak bağımsız olarak doğru karar verme ve buna uygun davranış sergileme yeteneğidir.

Ahlak Gelişimi İle İlgili Kavramlar; törel davranış, bencillik, öykünmecilik, vicdan ve özgeciliktir.


Ahlak Ahlak kişinin doğuştan getirdiği gizil güçler ile toplumda var olan iyi-kötü ya da doğru-yanlış gibi kavramların, kişinin kendisi tarafından oluşturulan “huy”, “inanç”, “tutum” ve “âdet” gibi, özellikle manevi varlığını belirleyen davranışların tümü olarak ifade edilir. Ahlak, bireyin kendi akranları ve yetişkinlerle olan yaşantılarının sonucu oluşur. Ahlak, toplum üyelerinin davranışlarının hangilerinin kötü hangilerinin iyi olduğunu gösterilerek toplum tarafından oluşturulur.

Törel Davranış Nedir?

Törel davranış, toplumun töresine uygun davranıştır. Her toplumun, ahlak, inanç, gelenek ve görenekleri vardır. Örneğin; çocuk yetiştirmenin toplumsal ilkelere, kurallara inançlara, ahlaka, gelenek ve göreneklere de uygun olması istenir. Toplumsal davranışın değeri, özelliği, töreye uygun olmasıyla doğru orantılıdır. Kişilik gelişimi, bireyin isteğine bağlıdır. Çünkü bireyin güdülerine “dur” deyip, onu belirli doğrultulara yöneltecek olan bireyin kendini geliştirme isteğidir. Bireyi çeşitli şekillerde davranışa yönelten fizyolojik ve toplumsal güdüler, bireyin gelişmesiyle birlikte belli bir düzene girer. Böylece kişilik, törel davranışların kişide yerleşik hâle gelmesi olarak kabul edilir. Törel gelişim, bireyin toplumsal gelişimi ile ilgili olup toplumsal gelişimin bir uzantısıdır. Bu kapsamda törel gelişim, davranışların toplumun uygun göreceği bir biçimde düzenlenmesi anlamına gelir.
Törel davranışla ilgili olarak toplumdan topluma iyi-kötü, doğru-yanlış gibi değer yargıları değişebilir. Törel gelişim içinde, davranışların toplumun uygun göreceği bir biçimde düzenlenmesi de yer alır. Çocuklar, törel davranışlara doğuştan sahip değildir. Çocuk doğuştan ne iyi, ne de kötüdür. Çocuğun nasıl bir birey olacağı doğumdan sonraki yaşantılarına bağlıdır. Çocuğun gelişiminde olumlu ya da olumsuz yaşantılarının etkileri, törel davranışlarının değişmesine yol açabilir.

Bencillik

Bencil; yalnız kendi çıkarlarını düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan birey olarak tanımlanabilir. Bencillik ise; başkalarını umursamadan bireyin bütün eylem ve işlerinin kendi yararına, çıkarına yönelik olması, bu tutumun yaşam tarzı hâline getirmesidir. Temel gelişimde bencil davranışlar aşamasında olan insan, sadece kendi çıkarlarını düşünür.

Bencil davranışlar en çok 3-6 yaşlarda görülür. Daha önceki yaşlar, töre dışı davranışlar dönemidir ve bu dönem ilk üç yılı içine alır. Bu çağda çocuk, iyilik ve kötülük düşüncesine sahip değildir. Yalancılığın ve hırsızlığın kötü bir şey olduğunu bilmez. Yalanlar, hayal dünyasının zenginliğinden; hırsızlık ise henüz mülkiyet kavramı gelişmediğinden meydana gelir.

Bu yaşlarda çocuk, kendini dünyanın merkezi gibi görür. Çünkü o, bu dönemde benmerkezci düşünce yapısına sahiptir. Benmerkezci çocuk; diğerlerinin düşünce yapısını anlayamaz. Bu dönemde maddi gerçekler düşünce yapısında önemlidir. Örneğin; kendisine çikolata, kola, cips gibi sevdiği şeyleri veren kişileri, vermeyenden daha çok sever. Zihinsel yapı tam gelişmediğinden daha çok duygularının etkisi altındadır. Bazen başkalarını da düşünür gibi olur. Ama yine de dolaylı olarak kendisini düşünür. Bencillik, vicdan ve törel duyguların oluşmasını güçleştirir. Çocuk, bu duyguları bilişsel gelişim ile birlikte ancak çevresindekilerin davranışlarını gözleyerek öğrenebilir. Bencillik davranışının sonunda ne gibi tehlikelerin olduğunu ve nasıl cezaların gelebileceğini tahmin eder.

Çocuk bu dönemde tam olarak kuralların bilincinde değildir. Her çocuk bir arkadaşla birlikte ama kendi oyununu oynar. Kazanmak, birinci olmak düşüncesi henüz gelişmemiştir.

Öykünme; taklit etme, bireyin başkalarının davranışlarını kendine model alarak benimseyip yinelemesidir. Boyun eğmek, itaat etmek için başkasının davranışına olduğu gibi hiç değiştirmeden yapmaktır. Öykünme, çoğunlukla beğenilen takdir gören davranışları yapanlara benzemek için yapılırken; boyun eğmek, etki yapanlarla iyi anlaşmak için de yapılır. Törel gelişimin öykünmecilik aşamasında olan birey, ne yapması gerektiğini kendi içinde ölçüp tartmadan, kendine kolay geldiği ya da kınanmaktan korktuğu için başkalarının yaptığını yaparak rahat eder. Bu durum toplumsal öğrenme kuramıyla da açıklanabilir. Bu kurama göre çocukların, yetişkinlerin ahlak normlarını öncelikle gözlemledikleri davranışları, kuralları, değerleri dereceli bir taklit etme süreciyle kazandıkları ileri sürülür. Kısacası öykünme, toplumsal bir öğrenme sürecidir. Birey, öykünmeyle topluma uygun birçok davranışı öğrenir. Öykünmeciliğin olumsuz yönü ise bireyin bu yolu tek öğrenme yolu olarak görerek kendine özgü davranma bağımsızlığını yitirmesidir.

Vicdan; insan davranışlarının iyiliğini, kötülüğünü, doğruluğunu, yanlışlığını, haklılığını, haksızlığını içsel olarak yargılama gücü olarak tanımlanır. Çocuğun kendisini kontrol edebilmesiyle ilgilidir.

Vicdan, bireyi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya yönelten, kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güçtür. Bu güçle birey, davranışları konusunda bir karara varır, bu karara göre kendisini ödüllendirir ya da cezalandırır.

Temelde çocuk, öğrendiği sınırları ve kısıtlamaları benimseyerek toplumsal kurallar karşısında belirli tavırlar takınır. Bazı çocuklar ise, büyüdükçe topluma aykırı davranışlar gerçekleştirirler. Örneğin; bazı çocuklar suça yönlendirilebilirler, bazı çocuklar da aşırı vicdanlı olup, genellikle büyüdüklerinde fazla duyarlı, özverili, duygusallık nedeniyle psikologlardan en çok yardım alan kişiler olabilirler. Aşırı vicdanlı bireyler, çok utangaç, çekingen, güvensiz, yaptıkları her şeyde çevreye zarar vereceklerinden korkan kişilerdir.
Çocukları evde ya da okulda, her iki yönde de aşırılıklar içinde yetiştirmemeye dikkat edilmelidir.

Vicdanlılık; duygusal ve ussal(akıl) vicdan olmak üzere ikiye ayrılır. Duygusal vicdanlılık, aşamasında insan davranışlarını duygusal inançlarıyla yargılar. Bilişsel olarak ergenliğe kadar bu dönem sürer. Çocuk, henüz davranışların nedenlerine yorumlayabilecek düşünme ve analiz etme yeteneğine sahip değildir. Zihinsel yetenekler tam anlamıyla gelişmediği için çocuk duygularının etkisinde olur ve hoşlanma ilkesi çocuk üzerinde varlığını sürdürmeye devam eder. Bu dönemde çocuk, kendisinden yapması istenen davranış kurallarını öğrenir ve bunlara sıkıca bağlanır. Bağlanılan bu davranış kurallarının bazısı çocuk tarafından benimsenir. Örneğin; çok sevdiği bir kişinin aile bireyleri, arkadaş, sanatçı vb. hareketini yapmak zamanla bu hareketin bağımsız olarak yapılması ile sonuçlanır. Bir süre sonra davranışın yapılmasında rol oynayan “önemli kişi” unutulur ve yalnızca bu davranış kalır. Bilimsel tutuma sahip olmayan birçok yetişkin bu basamakta kalır. Bu yetişkinler nabza göre şerbet vermekten hoşlanırlar. Her davranışlarında duygularının etkisi vardır. Fen ve doğa deneyleriyle başlayarak tartışma yöntemiyle çocuklara yavaş yavaş bilimsel düşünebilme gücü kazandırıldıkça çocuk bu basamaktan çıkar.

Ussal vicdanlılık aşamasındaki birey, davranışlarını ussal inançlarıyla yargılar. Duygusal vicdanlılıktan ussal vicdanlılığa geçen birey, törel ilke ve kuralları akıl süzgecinden geçirerek ve sorgulayarak uygular. Törel ilke ve kuralların yerine, zamanına, duruma ve uygulanan bireye göre değiştirilip, geliştirilerek uygulanabileceğinin bilincine varır.

Özgecilik: İnsanın kendisinden önce başkalarının iyiliğini, yararını düşünüp onlara yardımcı olmasıdır. Başkalarından karşılık beklemeden onların iyiliği için uğraşmak ve bu davranışları yaparken, bunun başkalarına zarar verip vermeyeceğini, onların üzülüp üzülmeyeceğini düşünmektir. Törel gelişimin ulaşabileceği en son aşama, özgeciliktir.

Bu özgecilik duygusu, kişinin başkalarının iyiliği için çalıştığının belirtisi olmakla birlikte sevginin bir parçasıdır. Bireylerin bencillikten kurtulması, törel duyguların geliştiğini gösterir. Çocuk bencillikten kurtuldukça “özgeci” olmaya başlar. Çocuk, dokuz-on yaşlarına ulaştıktan sonra kendi kendini eleştirebilecek bir olgunluk düzeyine ulaşır. Bundan sonra özgecilik duygusu daha da gelişmeye başlar. Özgecilik duygusuna sahip olan bireyde anlayış, empati, incelik, özveri ve yardım duygusu bir arada bulunur.

Özgeci birey, törel davranışlarını katı kurallardan kurtararak kendini başkalarının yararına olan amaçlara yöneltir. Böylece birey, yaşamındaki engelleri özgeci bir tutumla aşmaya çalışır.

Kaynak: Megep

f t g m