hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis bosch servisi vaillant servis
ÇOCUK GELİŞİMİ VE ÇOCUK EĞİTİMİ

Anne sütü alan bebeklerin ilk yıl gelişimi

Yazdır

Anne sütü alan bebeklerin ilk yıl gelişimi

Yazar: Natalya Arslantürk
Mart, 2011


Pek çok anne sırf anne sütüyle beslenen çocukların gelişmesinin ve büyümesinin mamayla beslenen çocuklara göre değişik olduğunu farkına varmaktadır.
Doktorların kullandığı çocuk gelişme ve büyüme kalıpları, mamayla beslenen çocukların gelişmesi takip edilerek oluşturulduğu için anne sütüyle beslenen çocuklara uygun değildir. Bu kalıplara bakarak bazı anneler çocuklarına sadece anne sütü vermektense gereksiz yere mama vermeye veya anne sütüyle beslemeyi tamamen kesip “yetişkin yemeklerine” yani ek gıdaya başlamaktadır. Bebeğin emdiği süt miktarının ölçülmesi ve sütün yeterli olup olmadığını nasıl anlamak gerektiği konusunda çoğunlukla bilgi olmadığı için bu yanlış davranışlar artmaktadır. Bebek 3- 4 aylık olana kadar anne vücudunda bebek için yeterli süt oluşmaya başlar. Bu yüzden de memeler eskisi gibi sertleşmez ve bazı anneler sütünün bittiğini düşünerek ek gıdalara başlar.

Bu yazıda, anne sütüyle beslenen çocukların kilo alma özelliklerinden, anne sütünün bebeğin normal gelişmesi ve büyümesi için yeterli olup olmadığını nasıl anlamak gerektiğinden, annelerin sütün yetmediğini düşünerek yaptıkları yanlışlıklardan söz edeceğiz. Çoğu anne-baba için anne sütünün yeterli olduğunu gösteren işaret bebeğin kilo almasıdır. İlk 3-4 ayda bebeğin ağırlığı hızla artar, 5. ayda ise bebeğin kilo alma hızı azalır ve genelde anneler bu azalmaya hazır değildir. Anne sütünün yeterli olduğunu gösteren başka işaret yok ise (bunlardan daha sonra söz edeceğiz) anne bebeğinin bu kadar az kilo almasına üzülerek ek gıdaya başlamaya karar verir. Bundan dolayı ek gıdalara başlamak gerçek kilo kaybına yol açar. Sık-sık emzırmek yerıne anne az emzirip bebeğe mama ek olarak verıyorsa bu beslenme tarzı bebeğin kilo kaybına ve anne sütünün azalmasına yol açar   Dahası anne sütünün azalması bebeğin besin kalitesini de düşürür. Dolayısıyla bebeğin beslenmesinde mama ve ek gıda kullanılmaya başlanması sonucunda anne umduğunun tam tersine bebeğin büyüme ve gelişmesine engel olmuş olur.

Bebeğin kaç gram aldığı ve boyunun kaç santim uzadığı genelde doktorun muayenehanesinde öğrenilmektedir, fakat anne sütünün yeterli olduğunu gösteren ve ne kadar sık emzirmek gerektiğini gösteren yöntemler vardır.

Bebeğin altıncı ayında ek gıdalara başlayıncaya kadar anne sütünün yeterli olduğunu gösteren işaretler: emzirme sıklığı, bebeğin çiş ve kaka yapma sıklığı, onun genel durumu ve keyifleridir.

İşeme sıklığının normları

Aşağıda gösterdiğimiz anne sütünün yeterli olduğunu gösteren işaret ve rakamlar bebeğin anne sütü dışında (su, mama, başka bir kişinin sütü) başka bir şeyle beslenmediği düşünülerek gerçeği yansıtan rakamlardır. Bebeğin ilk günlerde 1-2 çocuk bezi kirletmesi normaldir, o dönemde bebeğin çiş yaptığını fark edebilmek bile zordur. Annesinin sütü gelince (vücudunda süt oluşmaya başlayınca) bebek daha çok süt tüketmeye başlar, böylece daha çok çiş yapar, bezinin ağırlığı da artar.

Devamını oku...
 

Cocuğunuzun Beynini Geliştirecek 10 Yöntem

Yazdır

Oktay Aydın, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü’nde öğretim üyesi. “Beyin ve öğrenme ilişkileri”, “Zeka ve zekanın geliştirilmesi”, “Üstün zekalı çocukların eğitimi” konuları ihtisas alanı olan Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın’ın anlattıkları çocukların eğitimi konusunda anne babalara bir rehber niteliğinde…

İnsan beyninin 10 yaşına kadar sünger kıvamında olduğunu ve bu dönemde temel yetenek ve becerilerle ilgili her şeyi emdiğini söyleyen Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın bu dönemin çocukların içindeki potansiyeli açığa çıkarma ve yükseltmek için çok önemli olduğunu vurguluyor. Yani çocuğun beynini bir santral gibi düşündüğümüzde bu santrali 50 hatla kullanmak yerine bin hatlık bir merkeze dönüştürmek mümkün. Ancak bunu yaparken beynin nasıl işlediğini çok iyi bilmek gerektiğini belirten Aydın “Okul öncesi süreçte aklına gelen her davranışı yapmaya çalışan çocuk, ilköğretim döneminde daha mantıklı ve kontrollü davranışlar geliştirir. Bunu sadece büyüme ile açıklamak mümkün değil. Aslında buradaki değişikliğin sağ ve sol beyindeki tepkilerden kaynaklandığını bilmek ebeveynlerin yapacağı pek çok yanlışı da önleyebilir. Çünkü beyni bilmeden çocuğun davranışlarını yorumlamak pek çok hataya neden oluyor. Çocuğun birçok davranışı ile ilgili ‘vurdumduymaz, saygısız, saldırgan, tembel vb.’ nitelemeler yapılabilir. Oysa bu tepkiler çocuğa özgü değil, bulunduğu yaşa uygun davranışlar” diyor. İşte Aydın’ın tavsiyeleri…

Devamını oku...
 

OKUYAN ÇOCUKLAR İÇİN ANNE – BABALARA ÖNERİLER

Yazdır

Okumayan Anne Babanın Okumayan Çocuğu Olur

OKUMAYAN ANNE BABA YANLIŞ ROLDE

OKUYAN ÇOCUKLAR   İÇİN ANNE – BABALARA  ÖNERİLER…


Herkes deniz diyor, yüzmeyi öğreten yok.
Herkes balık diyor, tutmayı   gösteren yok…

Taş devri, bakır devri,tunç devrinden… geçen insanlığımız; cilalı imaj devrinde ve görselliğin egemenliğinde boğuluyor; tüketim çılgınlığının nesnesi olarak can çekişiyor. Madde insanın  yeni putu…Görüntü(imaj)  tek belirleyen…Jean Baudrıllard’ın  anlatımıyla bir algısal yanılsama (similasyon) altındayız…    Medyatik uygarlık günümüz toplumlarını  ‘ışık hızında yayılan sembol dünyasında’ yaşatıyor.  Televizyon, büyülü yeni bir din gibi… Postmain’a göre televizyon, hoşumuza giden konularla bizi oyalayarak önemli konuları dikkatimizden kaçıran görsel bir şiddet uyguluyor…
Yayın “dünyası”ndaysa, teknolojik  gelişimin  baş döndürücü hızına  uygun olarak  her on saniyede bir kitap yayınlanırken, yaşadığımızsa bir  paradoks…(‘Ne yaman bir çelişki’dir ki… kitap kültürü  tehlikede) …Lise,  üniversite  bitiren  nüfusumuz artarken, ders dışı kitaplarla okumayı sürdüren nüfusumuz oran olarak  azalıyor. … Okullar okumayan insan yetiştiriyor … Uzmanların da uyardığı  gibi, dünya  kitap çöplüğüne döndü. Niteliği, nicelikle  vuruyorlar. Kötü kitap  iyi kitabı kovuyor.Yine bir yazarımızın da dediği gibi, bugün “…kitap dünyası binmiş arabasına  cehenneme doğru gidiyor.Çer çöp kitapların  baştan çıkarıcılığına karşı koyabilmek için” anne-babaların, öğretmenlerin, yerel yönetimlerin   sorumluluğu her gün biraz daha artıyor…

Devamını oku...
 

Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi

e-Posta

İLK ÖRNEK ÇOCUK KÜTÜPHANESİ: ALİ DAYI


Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi’nin Ankara Ali Fuat Başgil Mahallesi, Nene Hatun Caddesi 57 numarada bulunan bahçe içerisindeki iki katlı binası, emekli Vali Merhum Hamdullah Şükrü KENANOĞLU tarafından 1985 yılında Bakanlığımıza bağışlanmıştır.

Ülkemizde okuma alışkanlığının yetersiz olduğuna ve bu yetersizliğin okuma alışkanlığının küçük yaşlarda kazandırılması halinde giderilebileceğine inanan KENANOĞLU, çocuk kütüphanesi olarak hizmet vermesi şartıyla Bakanlığımıza bağışladığı kütüphaneye, kendisine emek veren manevi babasının anısına “Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi” adı verilmesini vasiyet etmiştir.


Bakanlığımızca, Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi’nin ilk örnek çocuk kütüphanesi olarak hizmet vermesi amacıyla 2010 yılında projelendirme ve yeniden yapılandırma çalışmaları yapılmıştır. Binanın iç ve dış onarımı ile bahçe peyzajı yapılmış, çocuklar için kütüphane mobilyaları ve donanım malzemeleri tasarlanmıştır. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren iyi birer okur olma bilinci ve alışkanlığı kazandırmak amacıyla zengin ve güncel bir koleksiyon oluşturulmuş, koleksiyon eğitsel oyuncak ve araç gereçlerle desteklenmiş, kütüphanede çalışmak üzere bir kütüphaneci ve bir sınıf öğretmeni görevlendirilmiştir.

Devamını oku...
 

Gebelikte Yüzme

Yazdır

Hamilelik süresinde hareket etmek önemlidir. Gebelikte yapılan eksersizlerin anne ve bebek üzerine olumlu etkileri vardır. Fakat hamilelikte meydana gelen hormonsal değişiklikler eklemleri esnekleştirir. Anne karnında büyüyen bebek gebelik haftası ilerledikçe vücut dengesini değiştirir. Bu değişikliklere bağlı olarak hamile kadının vücut dengesi değişir ve hareketliliği kısıtlanır. Hamilelik öncesi yapılabilen hareketler aynı şekilde yapılamaz. Vücut dengesi değişti için hareket yaparken yaralanma riski artar.

Hamilelikte egzersiz yapmak hareketleri kısıtlanmış olan anne adayının kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Gebeliğe bağlı gelişen vücut dengesindeki değişiklikler egzersiz yaparken daha dikkatli olmayı gerektirir. Gebelik öncesi yapılan egzersizlerin hepsi gebelikte yapılamaz.

Hamilelik tespit edildikten sonra tüm gebe kadınlar düzenli hekim takibi altına girmesi gereklidir. Hamilelikte yapılacak egzersizler hekime danışılarak engel bir sorun yoksa hekim kontrolünde yapılması gerekir. Hamilelik süresinde yüzme ise hareket kısıtlılığı olmayan ve tüm vücudun hareket etmesine imkân veren gebe kadının kendisini daha hafifi hissetmesini sağlayan bir egzersiz türüdür. Bu nedenle hamilelik süresince yüzme faydalı bir idmandır.

Devamını oku...
 

Gebeler Yazın Nelere Dikkat Etmeli?

Yazdır

Gebelerde kan hacmi artar ,solunum sayısı ve kalp hızı artar,akciğerlerin alanı daralır.Gebelikte gerçekleşen bu fizyolojik değişiklikler nedeniyle gebelerde sıcak havalarda kolayca nefes darlığı ve solunum sıkıntısı gelişebilir.

Yaz dönemi yüksek ısı ve terleme nedeniyle meydana gelen sıvı kaybının yeterince yerine konmaması tansiyon düşmesi ve bayılmaya yol açabilir.Bu nedenle yaz döneminde:

  • Gebeler günde 2-3 litre gerekirse daha fazla temel olarak su ağırlıklı sıvı almalı ,
  • Saat 11-16 arası direkt güneşe maruz kalmamalı,
  • Çok sıcak çok nemli günlerde dışarı çıkmaktan kaçınmalıdır.
  • Serinlemek amacıyla aşırı soğuk su tüketilmemelidir.
  • Vücut ısısını düşürmek için ara ara ılık su ile ayaktan duş yapılabilir.
Devamını oku...
 

Gebelik ve Gebelikte Rapor ve İzin Haklarınız

Yazdır

DEVLET MEMURLARINA DOĞUM NEDENİYLE VERİLECEK İZİNLER

I-Doğum Öncesi ve Sonrası İzin Süreleri
Kadın memura doğum yapmasından önce sekiz ve doğum yapmasından sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir, çoğul gebeliklerde (ikiz, üçüz, ...) doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki haftalık bir süre daha eklenir.. Böylece çoğul gebeliklerde doğumdan önceki analık izni süresi on haftadır.

Beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir sağlık durumunun uygun olduğunu tabip raporu ile belgelendirmeden kurumunda çalışmaya devam eden memurun fiilen çalıştığı sürelerin doğum sonrası analık iznine eklenmesi mümkün bulunmamaktadır. .

Doğum tarihinden daha önce doğum yapan kadın memurun, erken doğum nedeniyle doğum öncesinde kullanamadığı analık izni süreleri doğum sonrası analık izni süresine eklenir.

Doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabileceği tabip raporuyla onaylanan ve doğum sonrası analık iznine eklenmesi gereken azami beş haftalık süre içerisinde kanuni izinlerini kullanan kadın memurun, doğum sonrası analık iznine sadece doğum öncesi analık izni içerisinde Kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği sürelerin eklenmesi gerekmekte olup, bu süre içerisinde alınan kanuni izinler doğum sonrası analık iznine ilave edilemeyecektir

Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir.

Devamını oku...
 

4-5 yaş çocuğun genel psikolojik özellikleri nelerdir?

Yazdır

4-5 yaş çocuğun genel psikolojik özellikleri nelerdir?
Şeyda Özdalga


Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 4-5 yaşı kapsayan iki yıllık yelpaze deki farklılıklarla birlikte bu yaş çocukları büyük ölçüde ben merkezcilikleri devam eder. Genelde neşeli olduğu yaşlardan daha bağımsız, inatçı ve kendi isteği ile hareket etme değişimi gözlenir. Aile içinde geçerli olan bazı kuralları, yavaş yavaş paylaşmayı, isteklerinin yerine getirilmesi için sabırlı olmayı öğrenmeye de başlar. Yaşıtlarını veya yetişkinleri sürekli taklit eder, onların davranışlarını ve sözlerini tekrarlar. Çevresi ile sözlü iletişim kurabilen, yaşıtlarıyla kısa süreli de olsa oynayabilecek şekildeki birlikteliği onun sosyalleşme yolundaki ilk gerçek deneyimleridir. Genellikle kendi isteklerinin yerine getirilmesi ile ilgili, talepler nedeniyle çıkacak çocukların arasındaki çatışmalar için bir yetişkinin rehberliğine her zaman ihtiyaç vardır. Bu çatışmalarda arkadaşlarına kabadayılık taslar, gözdağı verip sürekli böbürlenir. Dili kullanması çevresi tarafından sunulan dil ortamı ile ilişkili olarak gelişir. Kullanılan dilin kalitesi, çocukla konuşma sıklığı, sorulara cevap verme veya soru sorma yoğunluğu, emir cümleleri değil, sıfatlar, zamirler gibi tanımlayıcı sözcüklerin kullanılması dil gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerden duyduğu, gördüğü iyi-kötü her şeyi taklit eder. Dili bozuktur, küfredip, kötü sözler söyleyebilir. Başkalarına isim takar, arkalarından bağırır. Yakın geçmişteki olayları, deneyimleri, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatır. Özellikle sevdiği insanlara karşı çelişkili duygular içindedir. Bu nedenle zaman zaman hem bedeniyle hem de sözle kızgın ve saldırgan olabilir. Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranır. Bu yaşlardaki çocuklar, yetişkinin isteklerini mantıklı olarak açıklamasını ister, kendi davranışlarını, yetişkinleri çekinmeden eleştirir, zaman zaman küfür sayılabilecek kelimeleri kullandığı, yetişkine karşı çıktığı gözlenebilir.

Bu dönemde neden özellikle arkadaşlarına karşı kötü sözler kullanma eğilimleri vardır?

Çocuklar çevrelerine söyledikleri kötü sözleri, kızmak, engellenmek, öfke duygularının ifadesi yanında, tepkileri takip ederek dikkat çekmek, ilgi ihtiyacı, yetişkinliğe ulaşma kriteri olarak görme, yetişkinleri taklit etme, kendini güçlü, özgür hissetme ve tepki gösterme aracı olarak kullanırlar.

4-5 yaş döneminde çocuk en çok hangi kötü söz ifadelerini kullanır?

Devamını oku...
 

Gebelik ve Yolculuk

Yazdır

Sağlıklı bir gebelik süresince yolculuk yapmanın herhangi bir zararlı etkisi bulunmamaktadır. Gerek otomobil gerekse uçak yolculukları gebelikte kanama, erken doğum tehdidi, pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon gibi sağlık problemleri yokluğunda oldukça güvenlidir. Ancak çok uzun süreli ve sarsıntılı yolculuklardan kaçınılmalıdır.

Karayolu ile yapılan yolculuklarda gebelikte damar tıkanıklığı riski arttığı için 1,5-2 saat aralıklarla yürümek gerekir.
Arabada emniyet kemeri mutlaka takılmalıdır. Omuzdan geçen kemer iki göğüs arasına,beldeki kemer ise karnın altına doğru yerleştirilmelidir.

Uzun süreli uçak yolculuklarında da mutlaka iki saatte bir uçak içinde yürümeli ve bol su tüketilmelidir. Uçak için genellikle 28. haftaya kadar rapor istenmezken 28. haftadan sonra uçak ile seyahat etme sakıncası yoktur raporu istenir.

Gemi yolculuğu da kara ve hava yolculuğu gibi aynı risklere sahiptir. Ek olarak sallanmaya bağlı mide bulantıları ve kusma olabilir. Burada da uzun süreli oturmamak arada yürüyüş yapmak, bol sıvı tüketmek doğru bir yaklaşım olacaktır.

Devamını oku...
 

Çoklu Zekâ Kuramı

e-Posta Yazdır PDF

Çoklu Zekâ KuramıÇoklu zekâ kuramı 1983 yılında Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, çeşitli ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir.

Gardner bilişsel yeteneklerin geniş bir yelpazeden oluştuğunu ve aralarında sadece çok zayıf bir korelasyonun bulunduğunu savunmaktadır. Mesela, kuram çarpma işlemini kolayca öğrenen bir çocuğun, bu görevde zorluk yaşayan bir çocuğa göre daha zeki olduğunu söylemez. Basit çarpma işlemlerinde uzmanlaşmak için zaman harcayan bir çocuk 1) çarpma işlemini farklı bir yolla öğrenebilir, 2) matematik dışındaki bir alanda üstün olabilir, 3) hatta çarpım sürecini derin bir seviyede anlıyor veya tamamen farklı bir süreç olarak görüyor olabilir. Temelde derin bir anlayış içermesi de yavaşlığa ve çarpım tablosunu hızlı hatırlayan çocuğa bakıldığında potensiyel matematiksel zekâsının gizlenmesine neden olabilir.

Kuram ortaya atıldıktan sonra farklı tepkilerle karşılaştı. Geleneksel zekâ testleri ve psikometrikler genellikle zekânın boyutları ve farklı görevler arasında Gardner'ın kuramının öngördüğü düşük ilişkiden ziyade yüksek korelasyon bulmakta. Yine de birçok eğitimci kuramın önerdiği yaklaşımların uygulamalı değerini destekler.[1]

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 8

İlhan Anne Çocuk Yuvası

Reklam

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 42 konuk çevrimiçi

beyaz eşya servisieca kombi servisi